Faşizmin Faşisti…
Ekin Gün ekingun@haberx.com – 05.05.2010 22:47
Pusula
Bazen bu ülkedeki hız manevrasına ayak uyduramıyor insan.
Son olaylara şöyle bir bakın.
Türkiye Cumhuriyeti’nin son başbakanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başbakanına “faşist” benzetmesini yapıyor.
Bunu eleştirmek veya övmek niyetinde değilim.
Ki zaten bu da bana düşmez.
Ortada garip olan birşey varki, asıl mesele bana kalırsa da burada.
Türkiye Cumhuriyeti’nin otuz yıl aradan sonra demokratik bir anayasası oluşturuluyor ve bu dönemde de rahmetli bir ilk başbakanla, son başbakanın ruhlar alemindeki tartışmasını izliyoruz.
Halbuki konuşacak daha ciddi konularımız var.
Hele ki şu dönemde.
İsmet İnönü’nin zamanında, paralara kendi fotoğrafına bastırdığı, “Milli Şef” unvanıyla dikta bir yönetim izlediği, insanlara karne yöntemiyle sınırlı sayıda ekmek dağıttını, ülkede muhalefete izin vermediğini, demokratikleşme adına birşey yapmadığını biliyoruz.
Bunlara baktığımızda İsmet İnönü’ye faşist benzetmesini yapabiliriz.
Ama İsmet İnönü’ye faşist ya da anti-faşist demek bana göre, gelecek adına bize bişey kazandırmadığı gibi geçmişe dönmemizi daha çok sağlar.
Ülkenin reformist bir anayasayla şu dönemlerde daha çok demokratikleştiğini düşünecek olursak, bu tartışma sizce ne kadar anlamlıdır?
Dün, bu ülkeden çok anlamlı bir anayasa maddesi geçti.
O da 17. Madde.
Yargının demokratikleşme yolunu açan en önemli maddelerden birisi bu.
Yapılan bu düzenlemeyle, yargı organında her kurumdan unvanı yüksek kişiler, yargının içinde yer alabilecek.
Özellikle üniversitelerin akademisyenlerinin yargı koluna katılması bana göre büyük bir olay.
Tartışma ortamının açıldığı, sadece ellerin havaya kalkarak kararların alınmadığı bir yargı ortamı bizi bekliyor olacak.
Bu da yargı kurumunu daha güçlendirdiği gibi, hukuki bir demokratikleşmeye zemin hazırlayacaktır.
Böyle bir ortamda bu ülkenin son anayasasını yapan iktidar partsinin genel başkanının tartıştığı konulara bakın.
Ülke tarihini yeniden yazan bir başbakan, sığ tartışmaların içine girip yaptığı büyük hamleleride gölgede bırakıyor.
Bırakıyor ki tartışıyoruz.
Başbakanın bu tartışmaları bırakıp işine odaklanması gerekir.
Çünkü, halk ona geçmişi sorgulaması için değil, gelecek adına yaptırımlar yapması için oy verdi.
Bunun için iktidara getirdi onu.
Eğer Erdoğan, böyle kahvehane tartışmalarının içine girecekse kendisi hiç yorulmasın onun işini sokaktaki herhangi bir kişide yapabilir.
Bu yüzden demokratikleşme yolunda böylesine büyük adımların atıldığı bir dönemde Erdoğan’ın başbakan olduğunu hatırlaması gerekir.
Gün gelir onun yerine çıkan başka biriside başladığı işi bitiremeyen adam olarakta Erdoğan’ı “faşist” ilan edebilir.
Sanırım böyle anılmayıda kendisi istemez. |