<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ne-Nerede.Com - Sesli Chat, Sesli Sohbet, Seslichat, Seslisohbet, Görüntülü ve Sesli Chat</title>
	<atom:link href="http://www.ne-nerede.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ne-nerede.com</link>
	<description>Kardeşliğin, Barışın ve Dostluğun Bulustuşu Tek Seslichat, Sesli Sohbet, Sesli Chat ve Görüntülü Chat Platformu.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 May 2012 22:32:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Hollanda&#8217;dan Arif Sağ’a Büyük Ayıp!</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/hollandadan-arif-saga-buyuk-ayip.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/hollandadan-arif-saga-buyuk-ayip.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:32:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Hollanda&#8217;dan Arif Sağ’a Büyük Ayıp! Kültür ve Sanat Vakfı&#8217;nın etkinliğine katılmak için Hollanda&#8217;ya giden Arif Sağ&#8217;a büyük ayıp&#8230; Kültür ve Sanat Vakfı Kulsan’ın 25’inci yıl etkinliğinde Promanade Orkestrası ve şehir korosu ile birlikte sahne almak için Hollanda’ya gelen sanatçı Arif Sağ, önceki gün Amsterdam Havalimanı’nda pasaport polisiyle yaşadığı tartışmanın ardından aynı uçakla Türkiye’ye geri döndü. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Hollanda&#8217;dan Arif Sağ’a Büyük Ayıp!</strong><br />
<img src="http://www.ne-nerede.com/wp-content/uploads/2012/05/arif_sag.jpg" alt="" title="arif_sag" width="260" height="198" class="alignnone size-full wp-image-149" /></p>
<p><strong>Kültür ve Sanat Vakfı&#8217;nın etkinliğine katılmak için Hollanda&#8217;ya giden Arif Sağ&#8217;a büyük ayıp&#8230;</strong></p>
<p>Kültür ve Sanat Vakfı Kulsan’ın 25’inci yıl etkinliğinde Promanade Orkestrası ve şehir korosu ile birlikte sahne almak için Hollanda’ya gelen sanatçı Arif Sağ, önceki gün Amsterdam Havalimanı’nda pasaport polisiyle yaşadığı tartışmanın ardından aynı uçakla Türkiye’ye geri döndü.</p>
<p>Yeşil pasaport sahibi Sağ, ilk olarak geçen perşembe günü prova için Hollanda başkentine geldi. Provanın ardından o geceyi Hollanda’da geçirip cuma akşamı konser vermek üzere Türkiye’ye dönen oyuncu, önceki gün THY uçağıyla 11.40’ta yeniden Amsterdam’a indi. Sağ, üç gün önce sorunsuz geçtiği pasaport polisi sorgusunda konserle ilgili belgeleri ve diğer evrakı eksiksiz olmasına rağmen bu kez bekletildi.</p>
<p>İtiraz etmesi üzerine Hollanda polisi Sağ’ı sorgu odasına aldı ve burada da uzun süre bekletti. Tepki gösteren Sağ, Hollanda’ya giriş yapmaktan vazgeçip aynı uçakla Türkiye’ye döndü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/hollandadan-arif-saga-buyuk-ayip.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taraftar Sokağa Döküldü!</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/taraftar-sokaga-dokuldu.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/taraftar-sokaga-dokuldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:24:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Taraftar Sokağa Döküldü! Fenerbahçe&#8217;nin 29 yıl sonra Türkiye Kupasını kazanması Kadıköy&#8217;ü bayram alanına çevirdi16/05/12 23:44 .İlgili HaberlerMaç 29 yıl sürdü!Gelen teklifleri!..F.Bahçe taraftarı Metris&#8217;e koştu!10 gün sonra doğmuştu!Tüm ilgili haberlerFinalde Bursaspor&#8217;u 4-0 mağlup ederek Ziraat Türkiye Kupası&#8217;nı kazanan Fenerbahçe&#8217;de taraftarlar, kupa şampiyonluğunu kutladı. Sarı-lacivertli taraftarlar, maçın bitiminin ardından başta Bağdat Caddesi olmak üzere İstanbul&#8217;un çeşitli yerlerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Taraftar Sokağa Döküldü!</strong><br />
<img src="http://www.ne-nerede.com/wp-content/uploads/2012/05/fener_bahce_taraftari.jpg" alt="" title="fener_bahce_taraftari" width="288" height="296" class="alignnone size-full wp-image-146" /><br />
Fenerbahçe&#8217;nin 29 yıl sonra Türkiye Kupasını kazanması Kadıköy&#8217;ü bayram alanına çevirdi16/05/12 23:44  </p>
<p> .İlgili HaberlerMaç 29 yıl sürdü!Gelen teklifleri!..F.Bahçe taraftarı Metris&#8217;e koştu!10 gün sonra doğmuştu!Tüm ilgili haberlerFinalde Bursaspor&#8217;u 4-0 mağlup ederek Ziraat Türkiye Kupası&#8217;nı kazanan Fenerbahçe&#8217;de taraftarlar, kupa şampiyonluğunu kutladı. </p>
<p>Sarı-lacivertli taraftarlar, maçın bitiminin ardından başta Bağdat Caddesi olmak üzere İstanbul&#8217;un çeşitli yerlerinde kutlamalar yaptı. </p>
<p>Uzun konvoylar oluşturan taraftarlar, Fenerbahçe ve kulüp başkanı Aziz Yıldırım lehine tezahüratlarda bulundu.</p>
<p><strong>İZMİR</strong><br />
Ziraat Türkiye Kupası finalinde Bursaspor&#8217;u 4-0 mağlup ederek zafere ulaşan Fenerbahçe, 29 yıllık kupa hasretine son verirken, 29 yıldır Türkiye Kupası&#8217;na hasret kalan Fenerbahçe taraftarları da bu sevinçle sokaklara doldu. Maçın bitiminin ardından kupa coşkusunu yaşayan Fenerbahçe taraftarları uzun araç konvoyları oluşturdu. Fenerbahçeliler Alsancak 1. Kordon Gündoğdu Meydanı&#8217;nda toplanarak kupa sevincini doyasıya yaşadı. Takımları lehine slogan atan Fenerbahçeliler zaman zaman &#8220;Biber gazı oley&#8221; şeklinde de slogan attı. Araç konvoyu oluşturan sarı lacivertli takımın taraftarları uzun süre ellerindeki Fenerbahçe bayrakları ile şehir turu attı. </p>
<p><strong>ANKARA</strong><br />
Fenerbahçe, Bursaspor&#8217;u 4-0 yenerek Türkiye Kupası&#8217;nı kazanmasının ardından Fenerbahçeli taraftarlar büyük coşku yaşadı. Hakemin bitiş düdüğüyle birlikte Başkent caddeleri sarı lacivertli taraftarlarla doldu taştı. Ankara&#8217;da oynanan Türkiye kupası finalinde Bursaspor&#8217;u 4-0 yenen Fenerbahçe 50. Türkiye Kupasını müzesine götürdü. Maçın bitişiyle birlikte Fenerbahçeli futbolcular büyük sevinç yaşadı. Stat dışında da sarı lacivertli taraftarlar özellikle Kızılay Güvenpark&#8217;ta toplanarak kupa sevincini yaşadı. Sarı lacivert bayraklarını ellerine alan coşkulu taraftalar Güvenpark&#8217;taki havuzun etrafında toplanarak, meşaleler eşliğinde halaylar çekti. Takımları lehine tezahüratta bulunan yüzlerce taraftar &#8216;Şampiyon Fenerbahçe&#8217; diye bağırdı.</p>
<p><strong>TAKSİM</strong><br />
Karşılaşmanın bitmesinden yaklaşık bir saat sonra küçük bir Fenerbahçe taraftar grubu meydana geldi. Bu grubun tezahüratlar ve sarı-lacivertli bayraklarla kutlamaya başlaması üzerine grup giderek büyüdü. Yaklaşık 500 kişilik grup bir süre meydanda Fenerbahçe bayrakları salladı, meşale yaktı. Meydandaki anıt önünde de kupa sevinci yaşayan grup daha sonra dağıldı. Taksim&#8217;den araçlarıyla geçen Fenerbahçe taraftarları da bayraklar sallayarak ve kornalar çalarak kupayı kutladı.</p>
<p><strong>EDİRNE</strong><br />
Zübeyde Hanım Caddesi&#8217;ndeki Trakya Üniversitesi Ayşekadın Yerleşkesi karşısındaki kafelerde maçı izleyen taraftarlar, bitiş düdüğünün ardından sokaklara döküldü. Galatasaray ve Bursaspor aleyhine tezahüratlarda bulunan taraftarlar, caddeyi trafiğe kapattı. Araçları durdurarak kutlama yapan taraftarı polis güçlükle kaldırıma çıkartabildi.</p>
<p><strong>BİTLİS</strong><br />
Fenerbahçe&#8217;nin 29 yıl aradan sonra Türkiye Kupası&#8217;nı alması, Bitlis&#8217;teki sarı-lacivertli taraftarları sokağa döktü. Bitlis&#8217;teki Fenerbahçeliler, galibiyet coşkusunu ve kupa sevincini sokaklarda konvoylar oluşturarak kutladı. Maçın son düdüğünün çalınmasının ardından araçlarıyla sokaklara dökülen sarı-lacivertli taraftarlar, kupa sevincini doyasıya yaşadı. Bazı Galatasaraylı taraftarların da Fenerbahçelilerin coşkusuna ortak olması dikkat çekti. Taraftarlar daha sonra olaysız bir şekilde dağıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/taraftar-sokaga-dokuldu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>F.Bahçe Taraftarı Metris&#8217;e Koştu</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/f-bahce-taraftari-metrise-kostu.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/f-bahce-taraftari-metrise-kostu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:20:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[Fener Bahçe Taraftarı Metris&#8217;e Koştu Maçın bitiş düdüğünün ardından Sarı-Lacivertl taraftarlar, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım&#8217;ın tutuklu bulunduğu Metris Cezaevi&#8217;ne akın etti, Taraftarlar hem kupa sevincini yaşadı hem de Aziz Yıldırım’a destek verdi16/05/12 23:52 .İlgili HaberlerMaç 29 yıl sürdü!Gelen teklifleri!..Taraftar sokağa döküldü!10 gün sonra doğmuştu!Tüm ilgili haberlerFenerbahçe, Bursaspor&#8217;u 4-0 mağlup ederek Ziraat Türkiye Kupası&#8217;nın sahibi oldu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Fener Bahçe Taraftarı Metris&#8217;e Koştu</strong><br />
<img src="http://www.ne-nerede.com/wp-content/uploads/2012/05/fener_bahce.jpg" alt="" title="fener_bahce" width="288" height="296" class="alignnone size-full wp-image-143" /><br />
Maçın bitiş düdüğünün ardından Sarı-Lacivertl taraftarlar, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım&#8217;ın tutuklu bulunduğu Metris Cezaevi&#8217;ne akın etti, Taraftarlar hem kupa sevincini yaşadı hem de Aziz Yıldırım’a destek verdi16/05/12 23:52  </p>
<p> .İlgili HaberlerMaç 29 yıl sürdü!Gelen teklifleri!..Taraftar sokağa döküldü!10 gün sonra doğmuştu!Tüm ilgili haberlerFenerbahçe, Bursaspor&#8217;u 4-0 mağlup ederek Ziraat Türkiye Kupası&#8217;nın sahibi oldu. Maçın bitiş düdüğünün ardından Fenerbahçe taraftarları, Başkan Aziz Yıldırım&#8217;ın tutuklu bulunduğu Metris Cezaevi&#8217;ne akın etti.</p>
<p>Araçlarıyla konvoy halinde Metris Cezaevi önüne gelen tarftarlar bir süre yolu trafiğe kapattı. Yaklaşık 300 taraftar daha sonra yol kenarına geçerek karşılıklı slogan attı. Dev Fenerbahçe bayrağı açan taraftarlar &#8220;Aziz Yıldırım&#8221; ve &#8220;Her zaman her yerde en büyük Fener&#8221; sloganları attı. Öte yandan bazı kadın ve çocukların da kutlama için Metris Cezaevi&#8217;ne geldiği görüldü.</p>
<p>DHA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/f-bahce-taraftari-metrise-kostu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyaset Nedir (Politika) Nedir?</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/siyaset-nedir-politika-nedir.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/siyaset-nedir-politika-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:16:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Politika]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[politika nedir]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[Siyaset Nedir (Politika) Nedir? Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir; at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir. Osmanlı&#8217;da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün &#8220;ceza&#8221; ve özellikle &#8220;ölüm cezası&#8221; anlamında kullanıldığı görülmüştür. Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, polise veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır. Siyaset Bilimi Siyaset, belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir. Siyaset Bilimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siyaset Nedir (Politika) Nedir?</strong><br />
Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir; at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir. Osmanlı&#8217;da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün &#8220;ceza&#8221; ve özellikle &#8220;ölüm cezası&#8221; anlamında kullanıldığı görülmüştür.<br />
Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, polise veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır.</p>
<p><strong>Siyaset Bilimi</strong><br />
Siyaset, belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir. Siyaset Bilimi geçmişte dar anlamda devlet ve iktidar kavramları üzerine araştırmalar yapmaktayken günümüzde, siyasal kararların tahlili, sosyal grupların karar ve etki ilişkilerindeki rolü, siyasal katılma, sosyal yapı ve iktidar ilişkisi, siyasal değişme ve gelişme gibi konuları da incelemektedir.</p>
<p><strong>Çalışma alanları</strong><br />
Karşılaştırmalı Siyaset<br />
Siyasal Kuramlar<br />
Uluslararası İlişkiler<br />
Siyasal Ekonomi<br />
Toplum Yönetimi<br />
Siyasal Psikoloji<br />
Siyaset Felsefesi<br />
İdeoloji Teorisi<br />
Siyaset</p>
<p>Her şeyden önce bir yönetme sanatı veya bilimidir, yani siyaset bilimidir.<br />
Hükümet/devlet icraatlarını etkileme, değiştirme veya yönlendirmek işidir.,<br />
Devlet yönetimini veya kontrolü ele geçirme ve elde tutma bilgisi veya sanatıdır.<br />
Bireyler ve gruplar arasında güç ve liderlikle ilgili olan rekabettir.<br />
Bir takım maharet ve hünerlerle, çoğu kez dürüst veya ahlaki olmayan şekilde uygulamalarla karakterize edilen etkinliklerdir.<br />
Bir toplumda yaşayan insanlar arasındaki ilişkiler karmaşasının bir toplamıdır.<br />
Yaşanılan zaman veya gelecek için kararlar almak ve uygulamak için koşullar ve verilerin ışığında alternatifler arasından seçilen eylem veya eylemleri ortaya koymak, belirlenen yöntem veya biçimlerde uygulamaktır.<br />
Özellikle bir devlet organının uygulanabilir icraat ve genel amaçlarını ana hatlarıyla açıklayan yüksek düzeyli planlardır. </p>
<p>Alinti : Vikipedi, özgür ansiklopedi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/siyaset-nedir-politika-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyaset Nedir?</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/siyaset-nedir.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/siyaset-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:11:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Siyaset Nedir?Siyaset veya Politika, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış. [1] Siyaset kelimesi Arapça Seyis (At Bakıcısı) kelimesinden türemiştir. Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, &#8220;polis&#8221;e veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır. [2] Politika bilimi (politoloji) politik hareketler ve güç edinilmesi ve kullanımı konusunu inceler. Poli yunanca çoğul kelimesini iade eder. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Siyaset Nedir?</strong>Siyaset veya Politika, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış.<br />
[1] Siyaset kelimesi Arapça Seyis (At Bakıcısı) kelimesinden türemiştir.<br />
Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, &#8220;polis&#8221;e veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır.<br />
[2] Politika bilimi (politoloji) politik hareketler ve güç edinilmesi ve kullanımı konusunu inceler. Poli yunanca çoğul kelimesini iade eder.<br />
Politika, toplumun halka dair yaptığı tüm etkinliklerdir. (Aristoteles)</p>
<p><strong>Düşünsel gelenek</strong><br />
Eflatun veya Aristo&#8217;nun kurucuları olarak kabul edildiği bu gelenekte etik sorunları incelemek önceliklidir. Olması gerekenle ilgilenir. Günümüzde ise bu gelenek, &#8220;bireysel özgürlüğün sınırları ne olmalıdır?&#8221; &#8220;Devlete neden itaat etmeliyim?&#8221; gibi normatif sorunlarla uğraşır.</p>
<p><strong>Deneyci gelenek </strong><br />
Deneyci geleneğin izlerini Aristo&#8217;dan, Montesquieu&#8217;ye kadar birçok siyaset bilimcide görürüz. Günümüzde özellikle ABD&#8217;li siyaset bilimciler tarafından kullanılan bir çözümleme geleneğidir. Var olanı, işleyiş sisteminin ne olduğunu anlamaya çalışır. John Locke ve David Hume&#8217;un çalışmaları sayesinde yaygınlaşan Deneycilik Auguste Comte&#8217;un çalışmalarına bağlı olarak pozitivist şekilde değişmiştir. Deneycilik, sosyal bilimlerde de doğa bilimlerinin yöntemlerinin kullanılması gerektiğini savunur.</p>
<p><strong> Bilimsel gelenek </strong><br />
Siyâseti bilimsel olarak ele alan ilk kişi Karl Marx&#8217;tır. 1870&#8242;lerde Avrupa şehirlerindeki üniversitelerde siyaset alanında kürsüler açılmıştır. Bu dönemde diğer sosyal bilimlerde olduğu gibi siyaset biliminde de davranışsalcı akım kendini göstermiş ve 1970&#8242;lere kadar bilimsel gelenek etkisini ağırlıklı olarak göstermiştir.</p>
<p><strong>Yönetim </strong><br />
Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, yanında İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve kadrosunun diğer üyeleriyle birlikte TBMM&#8217;den çıkıyor. (29 Ekim 1930)Siyâset, belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir. Bu uzlaştırma faaliyeti ise yönetim erkinin elde bulunması ile gerçekleşir.</p>
<p>Siyâset tarihine bakıldığında insanın ortaya çıkışı ile birlikte siyaset; yönetim sanatı da sahnede yerini almış ve binlerce yıl yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile yönetsel gücün elde tutulması davranışlarına yön vermiştir.</p>
<p>Tüm medeni toplumlarda Antik Çağ&#8217;dan beri toplum yönetimi üzerine çalışma yapan düşünürler hep kendi çağlarının bir ütopyasının (mükemmel veya sadece daha iyi bir toplum yaratmak için verilen çabaları tanımlamak için kullanılan bir terim ) mücadelesini vermişlerdir.</p>
<p><strong> Devlet </strong><br />
Tarım ve din toplumlarında modern anlamda devlet yoktu. Egemenlik kralın, hükümdarın, dini liderindi. Avrupa ve Amerika devrimleriyle mutlakıyetten meşrutiyete ve cumhuriyete yönelen devlet gücünü toplumsal sözleşmeye dayandırdı. Hukukiliği kabul ederek, bağımsız yargının denetimine izin verdi, meclis iradesini halkın iradesiyle bütünleştirdi. Kutsaldan bireye, vesayetçilikten özerkliğe, merkeziyetçilikten ademimerkeziyetçiliğe, devletçilikten piyasacılığa, ırkçılıktan çoğulculuğa, gizlilikten şeffaflığa doğru gelişti.</p>
<p>Kuvvetler ayrımı esasını ortaya atan Montesquieu 20 yıl üzerinde çalıştığı De l&#8217;esprit des lois adlı kitabında yasama, yürütme ve yargı&#8217;yı birbirlerinden ayırmanın önemini vurgulamıştır.</p>
<p>Farklı politik toplumlardaki farklı pozitif hukuk sistemlerinin çok çeşitli faktörlere, örneğin, halkın karakterine, ekonomik koşullarla iklime, vs., göreli olduğunu söylemiştir. O, işte bütün bu temel koşullara, &#8220;yasaların ruhu&#8221; adını veren Montesquieu bu bağlamda, üç tür yönetim tarzını birbirinden ayırmış ve bu devletlere uygun düşen yönetici ilke, iklim ve topraktan söz etmiştir. Buna göre, despotizm büyük devletlere, sıcak iklimlere uygun düşer ve korkuya dayanır. Britanya örneğinde olduğu gibi, ne soğuk ve ne de sıcak olan bir iklimin hüküm sürdüğü, orta büyüklükteki devletlere uygun düşen yönetim biçimi, monarşidir; söz konusu yönetim biçimi, şan ve şerefe dayanır. Buna karşın, soğuk iklimlere ve küçük devletlere uygun düşen rejim, demokrasidir; demokrasinin yönetici ilkesi erdemdir.</p>
<p><strong>Feodalizm </strong><br />
Feodal düzenin siyâsî yapısı bir piramit gibidir. En üstte kral (veya imparator), altında ise kendisine bağlı soylular bulunur. Bu soyluların altında daha alt soylular olur. Bu hiyerarşik düzenin en alt ve en geniş tabakasını serfler oluşturur.</p>
<p>Feodal sistemde sadece üretim araçları değil, askerî güç de feodal beyler arasında paylaşılmıştır. Donanımlı askerlerden oluşan merkezî bir ordunun kurulması kral açısından pahalı olduğundan, bu ihtiyacı feodal beyler karşılamıştır. Bu sebeple kralın savaşta başarılı olması, feodalitenin desteğine bağlıdır.<br />
Ana madde: Feodalizm.</p>
<p><strong>İktidar, meşruiyet ve egemenlik </strong><br />
İktidar kavramı birey veya topluluğun başka birey veya topluluk üzerinde kendi istediklerini yapabilme veya yaptırabilme gücüdür. Siyâset disiplini içerisinde iktidar daha genel bir anlam yüklenmiş ve bir devletin içindeki tüm birey ve gruplar üzerindeki hakimiyeti kapsamıştır. Siyâsî iktidarı diğer iktidar unsurlarından ayıran en önemli özellik ise meşru olma gücüdür.</p>
<p>Meşruiyet siyasî iktidarı, yönetilenler için makul seviyede olması için, halkın rızasına dayandırmasıdır.Bir diğer deyişle iktidar ile toplum arasında karşılıklı rıza ile yapılan sözleşmedir.</p>
<p>Egemenlik kavramı latince:superanus olup en üstün iktidar anlamına gelmektedir. Siyâset Disiplini literatürüne sokan Bodin&#8217;dir.Jean Bodin egemenlik için &#8216;birçok ailenin ortak çıkarlarının, egemen bir güçle yönetilmesi&#8217;, Thomas Hobbes;&#8217;bireysel kudretlerin toplamını egemenin kendi iradesine göre kullanmak yetkisi&#8217; olarak tanımlarlar.Günümüzde ise egemenlik anayasalar aracılığıyla sınırlanmakta, güçler ayrılığı ilkesiyle bölünmekte ve seçimler aracılığıyla devredilmektedir.</p>
<p><strong> Siyâset kuramları </strong><br />
İdeoloji siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik düşünceler bütünü. En basit tabirle bir ideoloji, düzenlenmiş, yapılanmış bir fikirler bütünüdür. Bu fikirler bütünüde siyasetin temeli olan siyâsî ideolojileri oluşturmuştur.</p>
<p> <strong>Tutuculuk (Muhafazakârlık)</strong><br />
 Tutuculuk, var olan durumu koruma amacını güden düşünce tarzı. Toplumun değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan sağ kanat siyasi ideoloji.</p>
<p>Muhafazakârlığın değişime karşı direniş olarak tanımlanması, özellikle değişim isteyen sol ideolojiler tarafından eleştirilir. Muhafazakârlığın var olan kazanımları ve değerleri korumak şeklinde bir yanı da vardır. Bu açıdan bakıldığında, herkes, solcular dahil, istedikleri toplumsal düzen gerçekleştiğinde muhafazakârlaşabilirler. Nitekim Sovyetler Birliği&#8217;ndeki solcu rejime karşı olanlar (örneğin Troçkistler) bu rejimi tutuculaşmakla suçladılar.bu suçlamanın ardından zaten rejim karşıtları ayaklanma çıkardılar.</p>
<p><strong> Komünizm </strong><br />
Ana madde: Komünizm<br />
Komünizm, sosyal örgütlenme üzerine bir kuramsal sistem ve üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayalı bir politik harekettir.Metafiziği reddeder. Komün sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır. 20. yüzyılın başından beri dünya siyâsetindeki büyük güçlerden biri olarak modern komünizm, genellikle Karl Marx&#8217;ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Manifesto ile birlikte anılır. Şuanda komünizm biçimini benimsemiş tek ülke Küba&#8217;dır.</p>
<p> <strong>Liberalizm </strong><br />
 Ana madde: Liberalizm<br />
Liberalizm, özgürlüğü birincil politik değer olarak ele alan bir ideoloji, politika geleneği ve düşünce akımıdır. Genel anlamda liberalizm, bireylerin ifade özgürlüğüne sahip olduğu, din, devlet ve kimi zaman kurumların gücünün sınırlandırıldığı, düşüncenin serbest bir şekilde dolaştığı, özel teşebbüse olanak sağlayan bir serbest piyasa ekonomisinin olduğu, hukuğun üstünlüğünü geçerli kılan şeffaf bir devlet modeli ve toplumsal hayat düzeni hedefler. Devleti bir gece bekçisi modeli olarak görmektedir. Devlet sadece bireylerin güvenliğini korumakla ve onların refahını sağlamakla yükümlüdür. Ekonomik anlamda kapital ekonomiyi benimser.Mülk edinme esasına dayanır. Devletin ekonomiye müdahalesi sadece bir görünmez eldir.Devlet müdahalesindeki temel amaç rekabet edilebilir ortamı sağlamaktır. Ekonomi ve maliye politikalarına gerek yoktur. Zaten serbest piyasa ekonomisi kendiliğinden ekonomi dengesini sağlar.Liberallerin en buyuk korkusu devletin birey karşısında güçlü konuma gelmesidir. &#8220;Bırakınız gitsinler bırakınız yapsınlar&#8221; genel sloganıdır.</p>
<p> Anarşizm [değiştir]Ana madde: Anarşizm<br />
&#8216;Anarşizm kavramı Yunanca anarchaiadan (hükümetin olmaması durumu) gelir. İnsan özgürlüğünü kısıtlayan tüm otoritelerin ortadan kaldırılmasını ve barış, uyum ve işbirliği ilkelerine dayanan yeni bir toplumsal düzen yaratma düşüncesindedir. Anarşistlere göre devlet ve devletin kurumları toplumu sömürmek için güç odakları tarafından yaratılmış bir araçtır. Anarşizm, Bireyci anarşizm ve Anarşist komünizm şeklinde tasnif edilmektedir.</p>
<p><strong> Faşizm	</strong><br />
Mussolini ve HitlerAna madde: Faşizm<br />
Faşizm pek çok açıdan, Fransız İhtilali sonrasında serpilip büyüyen akılcılık, ilerleme, özgürlük ve eşitlik gibi değerlerden mürekkep Batı siyasal düşüncesine karşı bir tepki olarak görülebilir. Bu değerlerin yerini faşizmde birlik, mücadele, liderlik ve güç gibi olgular almıştır. Bu bakımdan İtalyan faşistlerin kullandığı &#8220;1789 öldü&#8221; sloganı oldukça anlamlıdır.[3] Faşizm genel olarak seçilmiş bir ulus olma bilinci, demokrasinin reddi ve yayılmacı dış politika temellerine dayanır.</p>
<p> <strong>Siyasal Sistemler</strong><br />
Ana madde: Yönetim biçimleri<br />
Siyasal sistem, sosyal sistemin bir dalı olduğu için toplumlar arasında farklı sistemler ortaya çıkmıştır.Siyasal sistem genel olarak devlete bağlı olan kurumların birbirleri arasındaki ilişkiler ve yöneten ile yönetilenler arasındaki ilişkilerin bütünüdür.Siyasal sistemler yöneten ve yönetilenin sayılarına göre kategorilendirilir.</p>
<p>PlatonEflatun&#8217;a göre ilk siyasi sistem patriarşidir.Bu küçük toplumlardaki daha çok aileler içinde uygulandığı varsayılan bir sistemdir ve yöneten pozisyonunda, erkek ve en yaşlı olan kişi bulunmaktadır. Ailelerin birleşmesiyle büyüyen toplumlarda, bir ailenin yönetimde bulunması ile monarşi birden fazla ailenin bulunması halinde ise aristokrasi sistemleri ortaya çıkmıştır. Sistemin bilgelikten çok şan ve şöhrete önem vermesinden dolayı bozulması timokrasi&#8217;yi ortaya çıkarmış ilerleyen dönemlerde yöneticiler, erdem ve bilgelikten yoksun oldukları sebebiyle, zenginlik ihtirasına bürünmüş ve oligarşi ortaya çıkmıştır. Oligarşide ortaya çıkan düzensizlikle meydana gelen çatışma sonucu yoksulun zengini yenmesi ile demokrasi oluşmuştur. Fakat Eflatun, halkın tamamının siyasete karışmasının toplumu bozacağını ileri sürer. Bu durumda ise toplum Tiranlık sistemine teslim olur ve köleleşir. Eflatun bütün siyasi sitemleri bu şekilde tasnif eder ve özetler.</p>
<p><strong> Aristo sınıflandırması	</strong><br />
AristoEflatun&#8217;un bu bilgileri ışığında Aristo&#8217;nun siyasi sistem sınıflandırması siyaset bilimciler tarafından genel kabul görmüştür.</p>
<p>Ortak iyiliği amaçlayan tekin yönetimi: Monarşi<br />
Ortak iyiliği amaçlayan azınlığın yönetimi: Aristokrasi<br />
Ortak iyiliği amaçlayan çoğunluğun yönetimi: Politeia<br />
Tekin çıkarını amaçlayan tekin yönetimi: Tiranlık<br />
Zenginlerin çıkarını amaçlayan azınlık yönetimi: Oligarşi<br />
Yoksulların çıkarlarını amaçlayan çoğunluğun yönetimi: &#8221;&#8221;Demokrasi&#8221;&#8221;[4]</p>
<p> <strong>Modern dünya sistemleri </strong><br />
 1950&#8242;ler ve 1960&#8242;larda sistemlerin sınıflandırılması çabaları, değişen sistemlerle birlikte devam etti.Soğuk Savaş&#8217;ın keskin karşıtlığı ile birlikte &#8220;üç dünya&#8221; yaklaşımı ortaya çıktı.Buna göre dünya üç ayrı blok halinde bölünebilirdi.</p>
<p>Kapitalist &#8220;birinci&#8221; dünya<br />
Komünist &#8220;ikinci&#8221; dünya<br />
Gelişmekte olan &#8220;üçüncü&#8221; dünya[5]<br />
Ancak 1970&#8242;lerde başlayan ve günümüzde hala devam eden, Afrika ve Latin Amerika demokratikleşme çabaları &#8220;üçüncü&#8221; dünyayı, 1990&#8242;ların başındaki Doğu Avrupa devrimleriyle de &#8220;ikinci&#8221; dünya rejimleri çökme dönemine girdiler.</p>
<p><strong> Notlar </strong><br />
1.^ Türk Dil Kurumu &#8211; Büyük Türkçe Sözlük<br />
2.^ Temel Britannica ansiklopedisi, 10. Basım, Ana Yayıncılık, İstanbul, 1993; 15. Cilt, s. 288. ISBN 975-7760-02-01<br />
3.^ Mümtaz&#8217;er Türköne, Siyaset, Lotus Yayınevi s:133<br />
4.^ Mümtaz&#8217;er Türköne, Siyaset, Lotus yayınları s:153<br />
5.^ Andrew Heywood, &#8216;Siyaset&#8217;, Liberte yayınları, 2006, s:38</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/siyaset-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Halk Muzigi Gerçeği</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/turk-halk-muzigi-gercegi.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/turk-halk-muzigi-gercegi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 17:54:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Türk Halk Muzigi Gerçeği Halk müziği kavramı ülkemizde, diğer kavramlar gibi çeşitli kesimlerce kullanımına göre farklılık gösterir. Nedendir bilinmez kavram kargaşası bu ülkede oldukça sıklıkla karşımıza çıkar. Toplumların bilinç seviyesi kullandıkları kavrama farklı anlam yükleme özelliği gösterir. A ülkesindeki kavram, B ülkesinde ayrı bir anlam ifade eder. Toplumlar arasındaki bu ayrımın niteliğini kültürel görecelik belirler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Halk Muzigi Gerçeği</strong><br />
Halk müziği kavramı ülkemizde, diğer kavramlar gibi çeşitli kesimlerce kullanımına göre farklılık gösterir. Nedendir bilinmez kavram kargaşası bu ülkede oldukça sıklıkla karşımıza çıkar. Toplumların bilinç seviyesi kullandıkları kavrama farklı anlam yükleme özelliği gösterir. A ülkesindeki kavram, B ülkesinde ayrı bir anlam ifade eder. Toplumlar arasındaki bu ayrımın niteliğini kültürel görecelik belirler. Yazının devamında karşımıza çıkacak kavramları, yazı bağlamında açıklama zorunluluğumuz bu yüzden kaçınılmaz olacaktır. Aksi taktirde okuyucuların farklı algılamaları sonucu yazının anlamına karşın farklı anlamlar ortaya çıkabilir. Kültürel görecelikten bahsettiğimiz için, kültürün ne olduğunu açıklamamız gerekir. &#8220;Kültür, ya da uygarlık, bir toplumun üyeleri olarak insanoğlunun öğrendiği (kazandığı) bilgi, sanat, gelenek, görenek ve benzeri yetenek, beceri ve alışkanlıkları içine alan karmaşık bir bütündür.&#8221; (Taylor 1871) Tanımdan da anlaşılacağı gibi, insanoğlunun olduğu her yerde varolan maddi-manevi değerlere kültür diyoruz. Öyleyse müzik de bir kültürel üründür.</p>
<p>    İnsan tarafından yaratılıp benimsenmiş olması ve her kültürel grubun müzik beğenisinin farklı olması, müziğin niteliğini anlamayı zorlaştırır. Konumuz halk müziği olduğu için diğer türlere fazla değinmeyeceğiz.</p>
<p>    Halk müziği tanımlaması yapılırken, halk ve müzik kavramlarının ayrı ayrı tanımlaması yapılmıyor. Belki de bu alandaki karmaşanın nedenlerinden biri budur. Eğer halk müziğini tanımlayıp özelliklerini ortaya koyacaksak, halkın ne olduğunu anlatmamız gerekir. Halk kelimesi genel olarak yoksul, adi, gelenekçi insan toplulukları anlamına geliyor. Bu kelime batı dillerinde &#8220;populus&#8221;, &#8220;vulgus&#8221;, &#8220;volk&#8221; kelimelerine denk düşüyor. Ayrıca halk kelimesi ile feodal soylu zümrelerin altında, sosyal-ekonomik düzeni yürüten, geniş bir alt tabaka kastedilir&#8230; çağlar boyunca feodal soylu sınıfların peşinden yeni toplumlar biçimlenmiş fakat, halk denilince, öteki sınıflardan kopmuş, kapalı bir hayat ve kültür adası değil, çoğunluğu köylü olan, şehirlerdeki fakir zümreler ve orta tabakadaki kimselerle de birleşen topluluklar kastedilir. </p>
<p>    Tanımda varolan önemli bir nokta, şehirdeki fakir zümreler ile halk tabakasının birleşme özelliğidir. Bu konuya yazının ilerisinde devam edeceğiz. Halk kavramının bu şekilde açıklanması bazılarını kızdırabilir. Fakat halkbilimi literatüründe halk kavramı bu biçimiyle açıklanıyor. Ayrıca bu kavramı kullananların çoğu kendilerine göre anlam yükleyebiliyorlar.</p>
<p>    Sanayi öncesi toplumlarda, saraylarda varolan yaşam biçimi, saray dışındakine benzemiyordu. Bu yüzden saray kültürüne karşı iki tür bilinç gelişti:<br />
1- Millet-devlet bilinci<br />
2- Törelere bağlı halk bilinci</p>
<p>    Bu iki bilinç ileride oluşacak olan müzik akımlarının temel niteliğini de belirleyecekti. Günümüzde saray kültürünü temsil eden klasik müzik, kent ve orta kültürü temsil eden pop müzik ve halk bilincini temsil eden halk müziği, radyoların, televizyonların icadı ile ortaya çıkmadı. Bu müzik türlerinin geçmişi oldukça eskilere dayanır. Müziğin tanımlaması yapılırken belirli bir tarihsel kesit ve belirli bir&#8217; grup tanımı yeterli değildir. Tarihin oluşmasındaki diyalektik süreç müziğin evriminde de etkisini sürdürmektedir. Müziği tüm bu oluşumdan koparıp (bağlamından ayırıp) tanımlamaya kalkmak, oldukça yanlış sonuçlar doğurur.</p>
<p>    Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ve ülkenin sosyo-ekonomik yapısında görülen dinamizm, müziğe yansımaktadır. Artık müzik de diğer nesneler gibi kapitalist düzende metaya dönüşmüştür. Bu durum tutucu halk müziği savunucularını endişelendirmektedir. &#8221;Halk müziği yok oluyor&#8221; endişesi insanların düşüncelerini bulanıklaştırmaktadır. İşte bu nedenden ötürü halk tanımını yazının başında yaptık. Halk dediğimiz tabakanın ortadan kalkması mümkün olmadığına göre, halk müziği de yok olamaz!</p>
<p>    Öyleyse son yıllarda yoğun olarak ortaya çıkan bu panik4 ve kaygı neden? Sanırım birincil neden konu hakkında ehliyetsiz insanların söz sahibi olmaları ile ilgili. Daha sonra müziğinin kavramsal ve kültürel yönünü inceleyen müzikoloji biliminin ülkemizde yeni yeni gelişmeye başlamasıdır. Konunun önemini anlayanların müzikoloji bilimine gereken önemi verip desteklemeleri gerekmektedir.<br />
<strong>Halk müziğin kavramsal çerçevede kabulü için önemli bazı özellikleri</strong><br />
1- Anonim olmamsı<br />
2- Varyantlarının olması<br />
3- Zaman içinde derin, mekan içinde yaygın olması<br />
4- Yöresel dil ve özelliklerini bünyesinde taşıması.</p>
<p>    Bu noktaların her biri ayrı ayrı açıklanmalı ve konunun bilimsel anlamda ortaya konulması gerekir. Fakat biz bu yazıda özellikle anonimlik olgusu üzerinde duracağız. Anonimlik olgusu başlı başına önemli ve karışık olan bir konudur. Bu konu incelenirken bazı noktalar göz ardı edilmektedir. Halk müziği anonim bir müziktir demek yeterli değildir. Müziğin iki boyutu vardır. Birincisi edebi, ikincisi müzikal boyutu. Anonimlik özelliği daha çok müzikal boyut ile ilgilidir .Bir yörede genel olarak ortaya çıkan ve ortak kullanılan melodik kalıplar vardır. Bunu o yörenin aşığı alıp kullanabilir, üzerine farklı sözler yazabilir. Fakat Pir Sultan Abdal, Aşık Nesimi Çimen, Aşık Veysel. Aşık Noksani, Aşık Daimi gibi isimlerin. türküleri içinde geçtiğini görüyoruz. Bu türkülerin edebi yönü anonim değil bireyseldir. Fakat melodik yapılarında yörenin özellikleri bulunabilir.</p>
<p>    &#8221;Kişisel yapım olmamalı, sahibinin bilinmemesi. Bu tespitler anonim olan türkülerimizin kıstasları. Demek oluyor ki türkülerimizin yukarıda belirtilen özelliklere sahip olması gerek. Aksi taktirde, bu özellikleri taşımayan ezgiler türkü olarak kabul edilmeyecek.&#8221; </p>
<p>    Sayın Atılgan&#8217;ın bu alıntısında anonim özelliğinin bir boyutu alındığı için yeterli değildir. Eğer Atılgan&#8217;ın dediği tanımlama yeterli olsa idi, yukarıda saydığımız isimlerin ürünlerini dışlamamız gerekecekti.</p>
<p>    Türkülerin en önemli özelliklerinden biri zaman içinde derin olmalarıdır. Bunun içindir ki geçmişin değer yargılarını günümüze sözel olarak aktarabilirler. Fakat bu demek değildir ki, türküler ilk çıktıkları gibi kalacak. Tarihsel süreç içinde kültürel değişimin türkülere yansıması ve değişikliğe neden olması kaçınılmazdır. Zaten süreç içinde halkın değer yargıları türkülerle yoğrulup, kaynaşır ve değişiklik kaçınılmaz olur. Bu süreç türkünün anonimleşme sürecidir. Her aşık türküye yeni bir ekleme yapabilir.</p>
<p>    Kırsal alan insanının kapalı ve açık olma özelliği türkülerin niteliğini belirler. Kapalılık yalnızca kendi içlerinde, büyük yerleşim yerlerinden uzak olmaları ile ilgilidir. Açıklık ise büyük yerleşim yerlerine gidip alış veriş yaparak ilişkiye girmeleri ile ilgilidir. Son yıllardaki kitle iletişim araçlarındaki yaygınlık bu özelliği daha da pekiştirdi. Daha doğrusu kapalılık özelliği çok az sürmektedir .Bu noktada üst kültür popüler kültür ve halk kültürü kavramları ön plana çıktı. Müziğin kültürel değişimdeki önemi, hızlı yayılıp herkesçe dinlenmesi kolay olduğu için<br />
önemlidir.</p>
<p><strong>Üst kültür ürünü</strong><br />
Karmaşıktır ve beğenilmesi için estetik ölçüler vardır<br />
-Tüketicileri eğitimli kişilerdir<br />
-Yaratıcısı ünlüdür<br />
-Ekoller ve küçük topluluklar oluşur<br />
-Pahalı ve değerlidir</p>
<p><strong>Popüler kültür ürünü</strong><br />
-Orta karmaşıklıktadır<br />
-Dolaylı aktarılır<br />
-Üreticisi bellidir<br />
-Kültürel değerleri yeni formüller biçiminde yansıtır<br />
-Ürün tüketiciye dönüktür<br />
-Ucuz fakat ücretlidir.</p>
<p><strong>Halk kültür ürünü</strong><br />
-Basit biçimlidir<br />
-Gelenek ile aktarılır<br />
-Anonimdir<br />
-İçinden çıktığı grubun değer yargılarını iletir<br />
-Tüketiciye dönüktür<br />
-Genellikle parasızdır. </p>
<p>    Sayın Oktay bu tanımları genel olarak kültürel ürünler için kullanmış. Bizim konumuz müzik olduğu için, tanımlamaları müzik bağlamında ele almak doğru olur. &#8220;Toprağa bağımlı yaşayan insanlarımız, sanayinin gelişimi ile birlikte fabrikaların olduğu şehirlere göç ettiler. Göç olgusu ile birlikte kültürel yayılma (difüzyon) ve kültürleşme (Accalturation) kavramları gündeme geldi. Belli bir toplumda maddi ve manevi değerlerin dıştan içe içten dışa yayılması (göç ve alışveriş ile) difüzyondur. Kültürel yayılma süreci ile gelen maddi ve manevi öğelerle, başka kültürden birey ve grupların belli bir etkileşime girip yeni bir senteze ulaşmaları kültürleşmedir.&#8221; </p>
<p>    Kırdan kente gelen insanlar getirdikleri manevi ve maddi değerlerini korumaya çalıştılar. Bu alanlarda kendilerine yeni yaşama yerleri oluşturdular. Bu gün buralara gecekondu ya da varoşlar deniyor. Şehrin kenarlarında şehir merkezlerinden uzakta yaşayan bu insanlar, şehrin merkezinde yaşayan ve onlara göre üst kültürde olan insanlara özenmeye başladılar. Sosyal anlamda bu üst kültür sınıfına girmeleri yatay ya da dikey geçişle oldukça zordur. Bu yüzden üst kültüre ulaşma çabaları bu insanları ara kategori olan popüler kültür içine itti. Aslında bu konu sosyolojik olarak hala gündemde olan ve araştırılan bir konudur. Popüler kültürü yaratan bu insanlar mı? Yoksa sadece üst kültürün bu insanlara sunduğu bir avuntulu yaşam biçimi mi?</p>
<p>    Kırsal alandan kente gelen insanlar kültürel değişim sürecinde kendilerini popüler kültür ile tatmin etme olanağı bulmaktadır .Böylece kendisini ekonomik ve sosyal alanda diğer zümreler ile bir görmektedir. Müzik olgusu buna en iyi örnektir. Başlangıçta &#8220;arabesk&#8221; müziği yalnızca fakir zümreler dinlerken, artık üst kültürün insanları da dinlemeye başlamışlardır. Bu suni olsa da bir dengesizliktir. &#8220;&#8230; ve Müslüm fırtınası kolejlere de sıçradı. Fakat müziğin yalnızca bir alanında değil her alanında değişim ve her türün herkesçe dinlenmesi gündeme geldi. Hatta çeşitli gruplar oluşarak alt kültür belirlenmesinde müzik olayı etkili oldu. &#8220;Belirli sınırlar içinde farklı birim ve sentezlere alt kültür denir.&#8221; Özellikle halk müziğinin bu karmaşada yeniden gündeme gelmesi alışılmadık bir durum mudur? Hayır. Büyük kentlerde de otsa halk kesiminin gelenekçi yaşamını sürdürmesi ve kültürleşme süreci içinde değer yargılarını toptan yok etmemesi, onun daima halk müziğine bağlı kalmasına neden olmuştur .Bu yüzden varolan popüler müziğin sınırları tam çizilememiş halk müziği bile bu kavramın içine girmeye başlamıştır. Dolayısıyla halk müziği kavramının açıklanış biçimi ve özellikleri, dönemin koşullarına göre yeniden ele alınabilir. Çünkü kültürel değişimin kaçınılmazlığını savunan bilimci halk müziğinin de değişimini savunmalıdır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/turk-halk-muzigi-gercegi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadolu Rock Nedir?</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/anadolu-rock-nedir.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/anadolu-rock-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 17:47:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu Rock Nedir? Türkiyedeki Anadolo Rock Yeri Anadolu rock ya da Türk rock müziği, Türk halk müziği (türkü) ile rock müziğin birleşimi müzik türü.[1]II. Dünya Savaşı yıllarında dünyaya gelmiş 68 kuşağı müzisyenleri, 60&#8242;lı ve 70&#8242;li yıllarda en ünlüleri İngiltere ve Amerika&#8217;dan çıkmak üzere müzik piyasasını kasıp kavururken, Türkiye de gelişen bu akımlardan nasibini alıyordu. Yurtdışında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anadolu Rock Nedir? Türkiyedeki Anadolo Rock Yeri</strong><br />
<strong>Anadolu rock</strong> ya da Türk rock müziği, Türk halk müziği (türkü) ile rock müziğin birleşimi müzik türü.[1]II. Dünya Savaşı yıllarında dünyaya gelmiş 68 kuşağı müzisyenleri, 60&#8242;lı ve 70&#8242;li yıllarda en ünlüleri İngiltere ve Amerika&#8217;dan çıkmak üzere müzik piyasasını kasıp kavururken, Türkiye de gelişen bu akımlardan nasibini alıyordu. Yurtdışında ilk dönemlerde Beatles, daha sonraları Rolling Stones, Led Zeppelin, Yes, King Crimson, Pink Floyd ve bu listenin uzayıp gidebileceği daha bir dolu gruplar Rock müziğinin en başta giden temsilcilerinden olmuşlardır.</p>
<p>Bu grupların patlamasından sonra &#8217;67-&#8217;68 yıllarında, Türkiye&#8217;de de başta Cem Karaca olmak üzere, Barış Manço Erkin Koray, ve Moğollar gibi birçok grup ve müzisyen kendilerini yurt çapında üne kavuşturacak ilk 45&#8242;liklerini çıkarmışlardı ve Moğollar&#8217;ın ilk dönem klavyecisi Murat Ses&#8217;in öncülük ettiği bir akım olan Anadolu Rock’ın temelleri de yine aynı senelerde böylece atılmış oluyordu.Türkiye bu akıma çok ısınmıştı</p>
<p>Bu müzisyenler yurtdışındaki akımları oldukça yakından takip ediyorlardı ve farkında oldukları bir şey vardı ki bu da kendi ülkelerinin müziğinin aslında çok köklü bir geçmişe sahip olduğu ve deen önemlisi altmışlı yılların ikinci yarısında temelleri Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde atılmış olan psychedelic rock akımının aslında kendi ülkelerinin müziğinin özünde bulunduğuydu. Batının &#8217;68 kuşağı hippileri de doğu mistisizmine bol miktarda meraklıydı ve bu konuda bolca araştırma yapıyorlardı. Türkiye&#8217;de yaşayan müzisyenler ise zaten bu olayın içinde doğup büyümüş oldukları için bu onlar için çok büyük bir avantajdı ve bunu çok iyi değerlendirmesini bilip hem batıdaki dünyayı sallamış grupların çalışmalarından, hem de kendi ülkelerinin yerel müziğinden yararlanarak çok sağlam doğu batı sentezleri ortaya çıkarmasını bildiler.Bu da anadolu rock müziğini ortaya çıkardı.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;deki Anadolu Rock müzik Temsilcileri </strong><br />
Cem Karaca<br />
Apaşlar<br />
Kardaşlar<br />
Dervişan<br />
Edirdahan<br />
Erkin Koray<br />
Fikret Kızılok<br />
Ersen Dinleten<br />
Dadaşlar<br />
Mavi Parşömen<br />
Barış Manço<br />
Gültekin Kaan<br />
Kaygısızlar<br />
Moğollar<br />
Kurtalan Ekspres<br />
Edip Akbayram<br />
Üç Hürel<br />
Haluk Levent<br />
Kıraç<br />
Kazım Koyuncu<br />
Murat Kekilli<br />
Murat Göğebakan<br />
Barış Akarsu<br />
Ayna<br />
Haramiler<br />
Düş Sokağı Sakinleri<br />
Bulutsuzluk Özlemi<br />
Mazhar-Fuat-Özkan<br />
İpucu Beşlisi<br />
Mazhar-Fuat-Özkan<br />
Pentagram(Mezarkabul)<br />
Karsantı<br />
100 Derece<br />
110<br />
6. Cadde<br />
Acil Servis<br />
Akbaba<br />
Almora<br />
Alt<br />
Anima<br />
Antisilence<br />
Asım Can Gündüz<br />
Aslı<br />
Athena<br />
Aylin Aslım<br />
Baba Zula<br />
Beyaz Önlük<br />
Bora Uslusoy<br />
Bulutsuzluk Özlemi<br />
Bülent Ortaçgil<br />
Can Güney<br />
Catafalque<br />
Cem Köksal<br />
Çilekeş<br />
Deja-vu<br />
Demir Demirkan<br />
Demirhan Baylan<br />
Dilemma<br />
Diken<br />
Direc-t<br />
Doğan Canku<br />
Dorian<br />
Duman<br />
Düş Sokağı Sakinleri<br />
Edip Akbayram<br />
Emre Aydın<br />
Ersen<br />
Ezginin Günlüğü<br />
Fairuz Derinbulut<br />
Feridun Düzağaç<br />
Fikret Kızılok<br />
Gece Yolcuları<br />
Gripin<br />
Grizu<br />
Grup Merdiven<br />
Hakan Kurşun<br />
Haluk Levent<br />
Haramiler<br />
Hardal<br />
Hasan Cihat Örter<br />
Hayko Cepkin<br />
Işığın Yansıması<br />
İhtiyaç Molası<br />
İlhan İrem<br />
Kara Kedi<br />
Kargo<br />
Kazım Koyuncu<br />
Kesmeşeker<br />
Kramp<br />
Kumdan Kaleler<br />
Kurban<br />
Manga<br />
Mat<br />
Mavi Işıklar<br />
Mavi Sakal<br />
Mazhar Fuat Özkan<br />
Moğollar<br />
Mor ve Ötesi<br />
Murat Çelik<br />
Murat Göğebakan<br />
Murat Net<br />
Murat Yılmazyıldırım<br />
Nazan Öncel<br />
Nev<br />
Objektif<br />
Ogün Sanlısoy<br />
Özlem Tekin<br />
Pamela Spence<br />
Panik<br />
Pentagram<br />
Pi<br />
Pilli Bebek<br />
Pinhani<br />
Radical Noise<br />
Rashit<br />
Redd<br />
Reflex<br />
Replikas<br />
Sarp<br />
Seksendört<br />
Selda Bağcan<br />
Serdar Öztop<br />
Şebnem Ferah<br />
Taylan Ayık<br />
Teoman<br />
Turgut Berkes<br />
Umay Umay<br />
Üç Hürel<br />
Vedat Sakman<br />
Vega<br />
Volvox<br />
Whisky<br />
Yaşar Kurt<br />
Yavuz Çetin<br />
Yeni Türkü<br />
Yırtık Uçurtma<br />
Yüksek Sadakat<br />
Zardanadam</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/anadolu-rock-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Halk Müziği Nedir?</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/turk-halk-muzigi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/turk-halk-muzigi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 17:34:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[Türk Halk Müziği Nedir? Türk Halk Müziği Tanımı Toplumların hayatından kaynaklanan duygu, düşünce ve zevklerini işleyerek dile getiren, ait oldukları toplumun kültürünü yansıtan sözlü ve sözsüz ezgilerdir. Riemann&#8217;a Göre Halk Müziğinin Özellikleri 1.Ezgisi ve sözleri kimin tarafından yapıldığı belli olmayanlar 2.Çeşitli sebeplerden halk tarafından benimsenmiş ve halk şarkısı ifadesini taşıyanlar 3.Melodik ve armonik bünyesi kolayca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Halk Müziği Nedir?</strong><br />
<strong>Türk Halk Müziği Tanımı</strong><br />
Toplumların hayatından kaynaklanan duygu, düşünce ve zevklerini işleyerek dile getiren, ait oldukları toplumun kültürünü yansıtan sözlü ve sözsüz ezgilerdir.</p>
<p><strong>Riemann&#8217;a Göre Halk Müziğinin Özellikleri</strong><br />
1.Ezgisi ve sözleri kimin tarafından yapıldığı belli olmayanlar<br />
2.Çeşitli sebeplerden halk tarafından benimsenmiş ve halk şarkısı ifadesini taşıyanlar<br />
3.Melodik ve armonik bünyesi kolayca anlaşılan ve popüler bir eda taşıyan ezgiler</p>
<p><strong>Halk müziğinin Tanımları</strong><br />
BRENNE&#8217;e göre Halk tarafından benimsenen ve kulaktan kulağa verilmek suretiyle yayılan ezgiler.<br />
PRAT’a göre Köylü ve halk arasından çıkıp, gelenek haline gelen ezgiler halk türküsüdür.<br />
Sonuçta halk müziği anonimdir ve folkloriktir</p>
<p><strong>Kökenleri</strong><br />
Türk halk müziğinin kökeninde türkü bulunur. Türke özgü anlamındadır.<br />
Türkünün diğer halk şiirlerinden farkı ezgisinden gelir. Bir şiir ezgiyle söylendiğinde türkü haline gelir. Bu yüzden halk arasında ezgiyle söylenen bütün halk şiirleri türkü olarak görülmüştür. Bu durum kesin bir türkü biçimi saptamayı yada biçimden yola çıkarak türküyü öteki türlerden ayırmayı zorlaştırmaktadır.<br />
Türk halk müziğinin kökleri Şamanlara kadar uzanır. Bu dönemde şiirler Şamanlık motifleri taşır ve törensel bir yapıları vardır.<br />
Şamanlardan günümüze halk ozanları kalmıştır. Türklerin göçlerle yer değiştirmeleri ve gittikleri yerlerin kültürleriyle de karşılaşmaları ve bunlardan etkilenmeleri halk müziğini yeni boyutlara taşımıştır.<br />
Mani, koşma, varsağı, semai, destan türkünün temellendiği halk şiiri türleridir.</p>
<p><strong>Türküler Özeliklerine Göre Üç Grupta Toplanır</strong><br />
1.Ezgilerine Göre<br />
A) Usullüler Genellikle oyun havalarıdır Konya’da oturak Urfa’da kırık denen ezgiler.<br />
B) Usulsüzler Uzun havalar bu gruba girer Bozlak hoyrat kayabaşı vs</p>
<p><strong>2.Konularına Göre</strong><br />
İşlenen temalar göz önünde tutularak yapılan türkü sınıflandırmaları sınırlı kalmaktadır.<br />
Ninniler ve çocuk türküleri doğa üzerine türküler aşk türküleri kahramanlık türküleri askerlik türküleri tören türküleri, iş türküleri, eşkıya türküleri, acıklı olayları anlatan türküler, gülünç olayları anlatan türküler, karşılıklı türküler, oyun türküleri, ölüm türküleri (ağıtlar)</p>
<p><strong>3.Yapılarına Göre</strong><br />
Türküler 5&#8242;liden başlayarak 16&#8242;lıya kadar hece ölçüsünün her kalıbında vardır. Türkü sözden çok ezgiden etkilenir, yapısını belirleyen de ezgidir. Türkü ezgiye bağlı olarak biçimlenir.<br />
Türkü hece ölçüsünü kullanır ama aruzla söylenmiş bazı nazım biçimleri de ezgilerinden dolayı türkü sayılmaktadır. Bunlar: divan, kalenderi, satranç&#8230;.<br />
Türkünün tanımı Sözlü halk geleneğinden oluşan çağdan çağa ve bölgeden bölgeye içerik ve biçim değişikliklerine uğrayan ama kural olarak her zaman bir ezgiye koşulmuş olarak söylenen şiirlerdir. Yani türküler anonimdir ve ezgiyle belirlenir.</p>
<p>Türkünün tek kaynağı sıradan insanın yani halkın özlemleridir.özlemin kim tarafından duyulduğu önemli olmadığı için türkü yakan adını vermez verse de düşer, zamanla halkın malı olur. Türkülerde toplumsal yan ağır basar. Halkın acısı, sevgisi, tutkuları ve özlemleri türkülerde yankı bulur.</p>
<p><strong>Derleme Çalışmaları</strong><br />
1960&#8242;a kadar<br />
1926 Cumhuriyet döneminde ilk defa Darü l-elhan halk müziği derlemelerine başladı.<br />
1927-29 Bu yıllar arasında İstanbul Belediye Konservatuarı 850 türkü derledi.<br />
1936 A. Saygun Macar besteci Bartok ile birlikte U.C. Erkin N.K. Akses ve Rıza Yalçın’ın da katılımlarıyla 100’ü aşkın türkü derlediler. Plak ve ses kaydıyla arşivlediler. Bu çalışma Macaristan’da yayınlandı.<br />
1937 Radyonun kurulması H. Müziğini canlandırdı<br />
1937-52 Bu yıllar arasında Ankara Devlet Konservatuarı 10.000’i aşkın türkü derledi.<br />
1950&#8242;lerin ortalarında çalışmalar tekdüzeleşti ve otantik öğeler zayıfladı.</p>
<p><strong>1960’lardan sonra</strong><br />
Ruhi SU çalışmalarıyla halk müziğine yeni bir yorum getirdi. Türkülerinde geleneksel kaynağa, söyleyişe bağlı kalarak bunu şan tekniğiyle kaynaştırdı, tonlamaya ağırlık verdi.</p>
<p>Bu dönemin toplumsal gelişmelerinden halk ozanları da etkilendiler ve geleneksel aşık müziğinin toplumsal içerikli türküler söylediler. Aşık Mahsuni buna bir örnektir. Geleneksel aşık müziğinin son temsilcisi olarak Aşık Veysel gösterilir.</p>
<p>1975’den sonra Zülfü Livaneli’yi görüyoruz. Bağlama düzeninde başka sazların kullanımında getirdiği yeni yorumlar ve orkestra sazlarının yanında bağlamayı da çalması halk müziğinde bir zenginleşmedir.<br />
Bu gelişmelerden etkilenen gençler 1980’den sonra türküleri değişik sazlarla söylemeye ve gruplar kurmaya başladılar. Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü, Grup Yorum vs&#8230;.</p>
<p>1990’larda ise halk müziğinin dinsel olan yanı da ortaya çıkmaya başladı. Arif Sağ, Musa Eroğlu ve Muhlis Akarsu gibi saz sanatçıları ve ozanlar bağlamayı farklı bir biçimde çalarak geleneksel alevi müziğini tanıttılar.</p>
<p><strong>Bağlama</strong><br />
Halk müziğinin çalınmasında temel enstrüman bağlamadır. Bu aletin 2000 yıllık bir geçmişi vardır<br />
Kopuz Bağlamanın ilk şekline verilen addır Bugün de Orta Asya topluluklarında kullanılmaktadır Kopuzu Dede Korkut’un icad ettiği söylenir.</p>
<p>Kopuzun bir velilik ve ululuk simgesi olarak güç verme toplulukları birleştirme, kötü ruhları kovma iyi ruhları çağırma, tedavi etme, haber ulaştırma gibi özellikleri vardır. Kopuz genel bir deneyim olarak birden fazla telli saz türünü kapsamaktadır. Elle veya yayla çalınır. Uzun ve saplı veya sapsız olanı vardır. Tekneleri deri ile kaplıdır. Perdesiz iki veya üç telli, telleri at kılı, koyun ve kurt bağırsağından yapılır.</p>
<p><strong>Rebetiko&#8217;nun Kökenleri</strong><br />
Rebetikonun coğrafi bölgesi modern Yunanistan’dır. Bunun asıl taşıyıcıları özellikle alt tabakadan işsiz güçsüz insanlar ve rebetlerdir.hapishane ve tekkeler ( rebetlerin haşhaş içtikleri meyhaneler) ana çalgısı bağlama ve buzuki olan rebetikoların çalınıp söylendikleri başlıca yerlerdir. Müzikal açıdan bakılırsa bu şarkılar sanat açısından zayıftırlar. Sözlerinin ana teması rebetislerin dar sosyal çevreleriyle sınırlı kalmıştır. Bununla birlikte 19. yy sonunda başka bir müzik türü ortaya çıktı. Temel olarak Küçük Asya ve özellikle İstanbul ve İzmir kökenli Yunanistan’ın kent merkezlerinde “Kafe Aman” lar ortaya çıktı. Bunlar Yunan burjuvalarının gittiği müzikli kahvelerdi. “Kafe Aman”larda çalınan müzik zengin ve sanatsaldı.</p>
<p>1922 yılı rebetikonun gelişmesinde ve yayılmasında dönüm noktasıdır. Bu tarih Yunanistan’da Küçük Asya Felaketi diye anılacaktır. Genellikle Yunanistan’ın büyük kent merkezlerine kitleler halinde gelen büyük sığınmacı dalgası, ülkenin toplumsal ve kültürel gerçekliğinde önemli değişiklikler meydana getirdi. Yaşadığı çevreden ayrılmış Rumlar, yoksulluk ve işsizlikle karı kaşıya kaldılar ve rebetlerle aynı toplumsal yaşamı paylaştılar.</p>
<p>Çok sayıda sığınmacı kendi enstrüman ve müzikleriyle rebetlere katıldılar. Sığınmacı işadamları rebet müziğinin çalındığı kendi “Kafe Aman”larını açtılar. Böylece, hapishane ve tekkelerin dar sınırlarından kurtulan rebet müziği daha geniş toplumsal çevrelerinin duygularını dile getirmeye başladı. Bu sırada, tarım toplumunun müziği olan Yunan Halk Müziği doyum noktasına ulaştı ve ülkenin kentsel gelişiminden sonra artık insanlarda bir duygu uyandırmadı. Bir boşluk vardı ve bu boşluk sığınmacılar ve rebetlerle dolduruldu.</p>
<p>E. Petrapoulos rebetikonun 3 gelişme dönemi olduğunu söyler<br />
1. İzmir Dönemi (1922-1932) İzmir usulü Kafe Aman ların hüküm sürdüğü dönem<br />
2. Rebetikonun yeraltına inmesiyle karakterize edilen klasik dönem(1942-1952)<br />
3. Popüler dönem Rebetiko bu dönemde yer altı sendromundan kurtuluyor ve Yunanistan’ın ulusal müziği haline geliyor.</p>
<p><strong>Tarihsel Geçmiş</strong><br />
Rebetiko müziğinin popüler folk yada sanatsal olması birçok faktörün sonucudur Doğuşu ve gelişimi tarihsel olaylar, toplumsal huzursuzluklar, kültürel etkileşimler, güçlü kişilikler tarafından etnik kaynaştırmayla belirlenmiştir. Bu yüzden bu müziğin tutarlı bir tanımını yapmak için Yunan ve Küçük Asya’nın tarihine bir göz atmak gerekiyor.</p>
<p>Bu tarihsel sunumun başlangıç noktası İstanbul&#8217;un 1453&#8242;de Türkler tarafından düşürülmesidir. Bu tarihsel olayın en belirgin özelliği Helen ve Ortodoks Hıristiyanlığı olan Bizans İmparatorluğunun sonunu belirlemiş olmasıdır. Böylece kural koyucular Türk din ise İslam oldu. Osmanlı İmparatorluğu yapısı itibariyle birçok milleti içinde barındırıyordu. Rumlar, Ermeniler; Türkler, Slavlar, Arnavutlar vs&#8230;</p>
<p>Bu durum yaklaşık 400 yıl sürdü 1821&#8242;de Rumlar Türklere karşı isyan ettiler; uzun süren mücadelelerden sonra modern Yunanistan 1830’da kuruldu Bununla birlikte yeni devletin durumu içindeki antitezleri sinirli bir biçimde sergileyen, oldukça karmaşık bir durumdaydı. Hapishaneler suçlularla ve politik mahkumlarla doluydu Nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan köylerin kentlere taşınmasıyla ülkenin toplumsal yapısında önemli değişiklikler meydana geldi. 20. yy başında Yunanistan yeni topraklar alarak yayılmaya başladı. ( Ege adaları Girit Makedonya, Trakya vs.) Tüm bunlarla birlikte Yunan tarihinin en önemli olayı Küçük Asya Felaketi denilen olaydır</p>
<p>Bunun kökeni, Megalo İdea denilen Bizans’ın başkenti İstanbul’un yeniden alınmasını amaçlayan düşüncedir. Yunanistan bu panhelenik arzudan, batı Anadolu’da yaşayan Rumların çokluğundan ve bağlaşıklarını destekleme isteklerinden dolayı İzmir kentine saldırdı, Türk- Yunan savaşı çıktı. Bu savaş, her iki tarafın nüfusunun karşılıklı olarak değiştirilmesini karara bağlayan bir uluslararası ant. ile bitti. Küçük Asya, Kafkaslar, Doğu Trakya ve başka birçok bölgeden gelen sığınmacı dalgası Yunanistan&#8217;ı vurdu. Sığınmacılar kendi gelenek, görenek ve kültürlerini getirdiler. Ancak açlık ve işsizlikle karşı karşıya kaldılar ve Yunanistan tarafından benimsenmeleri oldukça sert ve yavaş oldu.</p>
<p><strong>Rebetis&#8217;Ler</strong><br />
Rebetiko, rebetisler tarafından çalınıp söylenen müziktir Rebetis terimi ayrı bir yaşam mantalitesi, davranışı, bakışı ve tarzı olan karakteristik bir erkek tipini tanımlıyor. ( rebetis: Asi, kural tanımayan.) karakteristik rebetis, toplum dışıdır, kurumsal güçlere meydan okur. Fakat onlara karşı militanca eylemlerde bulunmaz. Toplumsal geleneklerin dışında olduğu izlenimini verir, bununla birlikte yasadışı olmaktan kaçınır, yer altı dünyasıyla kendini özdeşleştirmez. Argo bir dil konuşur, her zaman silah taşır. Bir rebetis yoksul ve sıradandır. Egemen güçler onu outsider olarak tanımlar.<br />
Rebetisler ilk büyük kent merkezlerinin doğuşuyla ortaya çıkmışlardır 1900 dolaylarında Gölge Oyunu karakterleri arasına eklendi.</p>
<p><strong>Etki Ve Stil</strong><br />
Rebetiko çağdaş kent halk müziğinin bir biçimidir stili kendinden önce gelen müzikal formların etkisiyle biçimlenmiştir. Özellikle şunlar tarafından;</p>
<p>A. Yunan Halk Müziği Bizans’tan 1821 Yunan Devrimine kadar gelişen tarım düzeyindeki Yunan toplumunun ürünüdür. Bu tür, çağdaş Yunan devletinin kurulması ve büyük kent merkezlerinin gelişmesinden sonra inişe geçmiştir.<br />
B. Doğu Halk Müziği ( Özellikle Arap ve Türk müziği) Ortadoğu limanlarıyla gelenlerin ve Küçük Asya Felaketi sığınmacılarının Yunanistan’a gelmesiyle.<br />
C. Bizans İlahileri Yunan Ortodoks Kilisesinin ilahileri<br />
D. Eptenissa Serenatları İyonya Denizi Adaları tarafından Yunanistan’a miras bırakılmıştır. Rebetikonun batı Avrupa tabanını oluşturur.</p>
<p>Rebetikonun gelişmesinin ilk on yılında İzmir stili hakimdir. Kafe Aman müziği ilk on yıl boyunca egemen durumdadır. Karakteristikleri; belli bir makamda uzun, feryat eden enstrümantal ve vokal doğaçlamalar, şehvet uyandırıcı kadın sesi, Türk göbek dansına benzer 4/4’lük ölçüyle çalınan ve cinsel olarak tahrik edici çiftetelli tarzı hareketli bir danstır. Solo enstrüman melodisine oktav olarak çalan ikinci bir enstrüman eşlik eder. “ Kafe Aman”ların müzikal atmosferi apaçık Arap ve Türk etkisiyle güçlü bir oryantal havaya sahiptir. Çalgılar keman, lut, ud, santur idi.</p>
<p>Sonraki yirmi yılın özelliği Yunanistan’ın ürünü eski toplum dışıların rebetikosunun dönüşüdür. Buradaki ana çalgı buzuki, bağlama ve daha sonra da gitardır. Şarkıcı bir erkektir ve sesi metalik, ahenksiz, kulak tırmalayıcı ağır bir tonda olmalıdır. Fakat asla tatlı ve seksi olmaz. Müzikal stili düz ve ağırdır. Şarkı genellikle buzuki tarafından çalınan bir taksimle başlar. Taksim bir makamda yapılan doğaçlamadır. Şarkının stiline ve atmosferine dinleyici sokmak için bir giriş görevi görür. Ritmik karakteri serbesttir. Oldukça sık olarak taksim bağlamanın sürekli olarak çalınmasıyla sürer. Kısa bir taksim iki mısra arasında yapılır. Şarkının en çok kullanılan ölçüsü zeybek dansının ölçüsü 9/8’dir.</p>
<p><strong>Çalgılar</strong><br />
A. Lut Görünümü uzun boyunlu lutların bir karışımıydı. Uzun bir boynu ve geniş bir gövdesi vardı.<br />
B. Ud Büyük armut biçimli bir gövde ve kısa ve geniş bir boyun. Ud genellikle Küçük Asya ve İstanbul Rumları tarafından çalınırdı.<br />
C. Santuri Yamuk bir görünüm, iki paralel yanı boyunca bağlanmış metalik teller, hafif çekiç yardımıyla çalınır.<br />
D. Keman Avrupa akordundan (G-D-A-E) farklı bir biçimde (G-D-A-D) olarak daha düşük bir tonda akort edilir.<br />
E. Daha seyrek olarak arp, lir, flüt armonika<br />
F. Tef dümbelek zil</p>
<p>Aksine tipik bir rebetiko orkestrası buzuki, bağlama ve gitardan oluşur. Temel solo çalgı olarak buzuki en önemli rolü oynar. Taksim onunla çalınır ve şarkıya söz aralarında eşlik eder. Bağlamanın rolü birkaç istisna dışında sadece eşlik etmektir. Ritim ve armoni öğesi olarak kullanılır. Gitar akort basılarak çalınır ve melodiyi destekler.</p>
<p><strong>Buzuki</strong><br />
Telli bir çalgıdır ve uzun boyunlu lut ailesine aittir. Benzer görünümlü çalgılar prehelenik uygarlıklarda bulunabilir. Eski Yunanistan’da aynı enstrüman panduri olarak bilinirdi. Bizans döneminde tambura adı verilirdi. Tambura, rebetler tarafından kullanılan buzuki ile aynı morfolojik özellikleri taşır. Türk sazı buzuki ile aynı aileye aittir.</p>
<p><strong>Bağlama</strong><br />
Küçük buzukidir. 40-60 cm.den daha uzun olamaz. Müzik aletlerinin ve şarkı söylenmenin yasaklanmasından itibaren kolayca saklanabilmesinde dolayı mahpusların tercih ettiği çalgı oldu. Bağlamanın akoru buzukiden bir oktav yüksek yapılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/turk-halk-muzigi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Sanat Müziği (Klasik Türk Müziği) Nedir?</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/turk-sanat-muzigi-klasik-turk-muzigi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/turk-sanat-muzigi-klasik-turk-muzigi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 17:27:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[Türk Sanat Müziği (Klasik Türk Müziği) Nedir? Türk sanat müziği (Klasik Türk müziği) nedir? Klasik Türk musikisi veya Türk sanat müziği, makamlı bir Türk müzik türü. Klasik Türk Müziği, klasik Batı müziği ve Hint müziği ile beraber dünya üzerinde süreklilik ve gelenek oluşturma bakımından mevcut üç klasik müzikten birisi olarak kabul edilir. Etimoloji Bu terimdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Sanat Müziği (Klasik Türk Müziği) Nedir?</strong><br />
Türk sanat müziği (Klasik Türk müziği) nedir?<br />
Klasik Türk musikisi veya Türk sanat müziği, makamlı bir Türk müzik türü. Klasik Türk Müziği, klasik Batı müziği ve Hint müziği ile beraber dünya üzerinde süreklilik ve gelenek oluşturma bakımından mevcut üç klasik müzikten birisi olarak kabul edilir.</p>
<p><strong>Etimoloji</strong><br />
Bu terimdeki &#8220;Türk&#8221; ve &#8220;klasik&#8221; kelimeleri, Cumhuriyet döneminde Osmanlı Devleti&#8217;nden süregelen müziğe karşı Batı müziği taraftarlarınca ileri sürülen bazı iddialara cevap vermek için türetilmiştir. Bu iddialardan en önemlisi Osmanlı müziğinin Türklerin değil, Bizans ve İran müziği kaynaklı olduğuna dair olan tezdir. Hüseyin Sadettin Arel ve Rauf Yekta gibi Batılı müzik çevrelerince de saygın görülen kimi müzikologlar, bu iddiaları belge ve bilgilerle çürütmüşlerdir.</p>
<p>Cumhuriyet döneminde bu müzik geleneği genellikle gözardı edilmiş, hatta 1929 yılında 10 ay süreyle devlet radyosunda çalınması yasaklanmıştır. Bu ideolojik yaklaşımın bir sonucu olarak Klasik Türk müziğini modern yöntemlerle öğreten konservatuvarlar ancak 1970&#8242;lerde kurulabilmiştir.<br />
Klasik Türk müziğinin adlandırılması konusunda görüş ayrılıkları vardır. Osmanlı döneminde bu müziğe sadece &#8220;musıki&#8221; denmekteydi. Nitekim bu geleneksel müziği, Cinuçen Tanrıkorur gibi &#8220;Osmanlı Müziği&#8221; olarak adlandıranlar olduğu gibi, ona &#8220;Geleneksel Türk Müziği&#8221; adını verenler de vardır.</p>
<p><strong>Tarihi</strong><br />
Klasik Türk müziği tarihsel açıdan altı döneme ayrılabilir: oluşum dönemi, dönüşüm dönemi, klasik dönem, son klasik dönem, romantik dönem ve çağdaş dönem.<br />
10. yüzyılda yaşamış olan Farabi’den Timurlenk’in öldüğü 1405’e kadar geçen süre, Türk müziğinin nazari (teorik) yönleriyle açıklandığı ve yazıya aktarılmaya başlandığı oluşum dönemini kapsamaktadır. Bu dönemin sonlarına doğru, çok meşhur bir üstad olan Abdülkadir Meragi, bir sonraki evrenin tohumlarını atmış, Türk müziğine yeni bir yön vermiştir.<br />
Bunu takiben, 16. yüzyılın başından Yavuz Sultan Selim’in tahta çıktığı 1512’ye değin; anlatılageldiği şekilde, Türk müziğinin ses perdeleri ve makamları üzerinde birtakım nazari değişilikler yapılmıştır. Bu dönem, Diyar-ı Rum&#8217;un ve Balkanlar’ın üzerinde Mevlevihanelerin yapıldığı, İstanbul’un fethedildiği, Bizans İmparatorluğu kalıntıları arasına Enderun saray okulunun kurulduğu, kökleştiği ve Orta Asya’dan Ali Şir Nevai, Hüseyin Baykara, Ali Kuşçu, Şadi gibi ilim adamlarının İstanbul’a cezbedildiği bir dönüşüm dönemi, keza bir nevi Rönesans olarak görülmektedir.</p>
<p>Klasik Türk müziği; Orta Asya, Selçuklu ve özellikle Osmanlı uygarlığının bir ürünü olarak, pek çok milletin müziklerini etkilemiş, onların müziğini de kendi potasında eritmiştir. Bunun bir sonucu olarak, klasik musıki, gerek makam sayısı ve anlayışı, gerekse formlar ve usuller bakımından çok zengin bir müzik türü olmuştur.<br />
Bunun ardından, 15. yüzyılın başından IV. Murat’ın öldüğü 1640’a dek, doğuya düzenlenen seferler sayesinde, Osmanlı sarayında, Ortadoğu’dan getirilen müzik ve sanat adamlarının faaliyet gösterdiği bir dönem yaşanmıştır.</p>
<p>Itri’den (1640-1712) 1730&#8242;a kadarki zaman diliminde, Avrupai Barok ve Rokoko etkilerin Osmanlı sarayına nüfuz ederek, zamanının doğu kültürüyle apayrı bir sentez oluşturduğu klasik dönem süregelmiştir. 1730’dan İsmail Dede Efendi’nin 1846’daki ölümüne dek uzanan dönem ise son klasik dönem olarak adlandırılmaktadır.<br />
Tanzimat Fermanı&#8217;nın ilan edildiği yıllardan (1839) II. Dünya Savaşı&#8217;nın sona erdiği 1945’e kadar süren akım da romantik dönem olarak anılmaktadır.</p>
<p><strong>Günümüzde Klasik Türk Müziği</strong><br />
Türk Sanat Müziği ile Klasik Türk Müziği birbirine yakın kavramlar olmakla birlikte; &#8220;Klasik Türk müziği&#8221;, tarihi anlayış ve geleneği temsil ederken, Batı müzik terminolojisinden ödünç alınmış &#8220;sanat müziği&#8221; kavramı ise daha çok bu musıkinin Cumhuriyet döneminde aldığı modern biçimi ifade eder.</p>
<p>20. yüzyılın ortalarından bugüne kadar gelen dönem çağdaş dönemdir. Bu dönemin en önemli temsilcilerinden biri Münir Nurettin Selçuk&#8217;tur. Bu dönemde kar, beste, ağır ve yürük semai gibi formlar arka planda kalırken, modern müzik anlayışına uygun kısa süreli, kısa güfteli ve hareketli şarkı ve fantezi formları Türk Sanat Müziği&#8217;ne hakim duruma gelmiştir.<br />
Bu anlayışın Batı müziğini model alması sonucunda, koro ve konser gibi uygulamalar yaygınlık kazanmış; keman, piyano, klarnet gibi Batılı sazlar da saz heyetlerine girmiştir. ALINTII Bu modern anlayışı destekleyen unsurlardan birisi de, klasik musıkide en önemli aktarım ve anlayış aracı olan meşk geleneğinin sekteye uğramasıdır. Klasik sanatların hepsinde geçerli olan ve talebenin bir üstadın &#8220;elinden geçerek&#8221; musıkiyi öğrenmesi süreci büyük ölçüde sona ermiş, yerine modern anlayışla, nota üzerinden eser öğretilen koro ve dernekler geçmiştir.<br />
Tasavvufi felsefeye, dolayısıyla aşkınlığa ve tefekküre dayanan klasik musıki anlayışı yerine eğlence odaklı bir müzik anlayışı yerleşmiştir. Buna rağmen klasik musıki geleneğini sürdüren ve yeni eserler verenler yok değildir. Hacı Arif Bey ile başladığı ileri sürülen modernleşme döneminde klasik üslubu ve anlayışı devam ettiren Fehmi Tokay, Zeki Arif Ergin ve Ahmet Avni Konak gibi bestekarlar da yer almıştır. Günümüzde de bu anlayışa bağlı genç bestekarlar eserler vermektedir.<br />
Türk Sanat Müziği kamu radyo ve televizyonları kadar gazino gibi eğlence mekanlarının da temel tercihini oluşturmuş, bu nedenle kitlelere ticari açıdan da ulaşabilmiştir. Bu evrenin önemli bestecileri arasında Sadettin Kaynak, Bimen Şen, Refik Fersan, Yesari Asım Arsoy ve Avni Anıl sayılabilir. Türk Sanat Müziği&#8217;nin bu bestecilerden başka &#8220;piyasa müziği&#8221; olarak anılan daha popüler türevinde de bazı önemli besteciler yer almıştır. Bunlara örnek olarak Yusuf Nalkesen, Şekip Ayhan Özışık ve Teoman Alpay verilebilir. Günümüz TRT repertuarında 19 bine yakın Türk musikisi eseri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Türk Müziğinde Enstrümanların Önemi</strong><br />
Türk müziğinde başlıca çalgılar şunlardır; Ud, kanun, keman, ney, tanbur, lavta, klasik kemençe, rebab, santur, kudüm, def ve zildir.<br />
İslamiyetten sonra din adamlarının etkisiyle Mehterhane, Enderun ve sazın serbest olduğu tekkelerle şuurlu din adamlarının koruması sayesinde bu çalgılar kurtulabilmiştir.<br />
Osmanlı klasik ve halk musikisinde kullanılan bütün telli/saplı çalgıların atası olan Kopuz&#8217;un ömrü 18.yy&#8217;a kadar devam edebilmiş, 10. ila 16. yy.lar arası çok revaçta olan Ud yerini l9.yy.&#8217;ın sonunda yeniden almak üzere 17.yy.dan itibaren Tanbur&#8217;a bırakmış,tarihi Türk harpi Çeng&#8217;le,Türk pan flütü Miskal 19.yy.da Santur ise 20.yy.da artık kullanılmaz olmuşlardır.<br />
Önce viola d&#8217;amore şeklinde Sinekemanı adı ile Batıdan gelen Keman,daha sonra Viyola,Viyolonsel ve Kontrbas ile,önceleri Köçekçe ve Tavşanca adı verilen saray rakslarının eşlik sazı olan Kemençe ve Lavta 20.yy.da klasik musikiye de girmiş;Kaşık&#8217;la Zilli Maşa&#8217;nın halk oyunlarında yaşamasına mukabil,Çalpara da denen Çengi Çubuğu,Köçekçe ve Tavşanca&#8217;larla birlikte tarihe karışmıştır.<br />
Musiki aletleri bilimi demek olan &#8220;Organoloji&#8221;de çalgılar,hangi Müzik söz konusu olursa olsun,bu sanatın insanla birlikte doğuşundan bu yana geçirdiği merhaleler gözönüne alınarak,vurmalı çalgılar,nefesli çalgılar ve telli çalgılar sırası içinde incelenmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/turk-sanat-muzigi-klasik-turk-muzigi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arabesk Nedir?</title>
		<link>http://www.ne-nerede.com/arabesk-nedir.html</link>
		<comments>http://www.ne-nerede.com/arabesk-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 17:23:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ne-nerede.com/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Arabesk Nedir? Evet arabesk deyince aklımıza gelen o bildik ritim ve melodiler. Kimi zaman acı veren duygularımıza rehberlik ederler, kimi zaman da hayata dört bir koldan sarılmayı. Ülkemiz ve hatta yurt dışındaki bir çok vatandaşımız veya komşu ülkemizin vatandaşlarının dinledi i müziktir &#8220;Arabesk&#8221;. Peki gerçekten Arabesk nedir?. Sadece sanatın bir yönümü acaba. Gerek bizim bildi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arabesk Nedir?</strong><br />
Evet arabesk deyince aklımıza gelen o bildik ritim ve melodiler. Kimi zaman acı veren duygularımıza rehberlik ederler, kimi zaman da hayata dört bir koldan sarılmayı. Ülkemiz ve hatta yurt dışındaki bir çok vatandaşımız veya komşu ülkemizin vatandaşlarının dinledi i müziktir &#8220;Arabesk&#8221;.<br />
Peki gerçekten Arabesk nedir?. Sadece sanatın bir yönümü acaba. Gerek bizim bildi imiz manada bir Türk Müzik stili mi gerçekte. Yoksa sadece müzik haricinde sanatın bir çok dalında oturmuş bir kavram mı ? Bildi iniz üzere Türkiye&#8217; de kavramlar kargaşası yaşanmaktadır. Bunun nedeni öz kültürden uzaklaşma, hızlı ve yo un de işen teknolojik ve kültürel yapı. Gerekse batılılaşmanın getirdi i bir takım kimlik bunalımları. Eklendikçe birikip yı ınlaşan sebepler yuma ı diyebiliriz. Şimdi diyeceksiniz ki &#8220;Baba&#8217; ya neler anlatıyorsun sen !.Ne alaka bunlar!. sen Arabesk&#8217; ten haber ver dediklerinizi duyar gibi oluyorum&#8221; Evet bir çok konulara de inmemiz gerekecek. Arabesk hakkında tam ve detaylı bilgi edinmemiz için bazı konuları de inmek lazım.<br />
Peki o zaman nedir Arabesk?</p>
<p><strong>En Anlamlı Şekliyle Arabesk</strong>&#8230;<br />
1950&#8242; li yılların sonlarında Nuri Sesigüzel ile başlayan ama Orhan Gencebay ile asıl anlamı kazanan arabesk müzik daha sonraki yıllarda Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hüseyin Altın, Hakkı Bulut, Gökhan Güney ile doru a ulaşmıştır.</p>
<p>Orhan Babanın arabesk müzi inin do uşu ve gelişiminde en büyük otorite diyebiliriz. Yapılan bu müzi in tartışmaları onunla başlamıştır. Halkımız çok çabuk benimsemiştir. O dönemlerde türküler ve klasik Türk müzi i revaçta idi. Taşralar Türk Halk müzi i ile mutlu olurken kentlerde Türk Sanat müzi i revaçta idi. Tabi batı özentisi a ırlıkta olan bir kesim ise batı müzi ine yönelmiştir. Klasik batı müzi i ile yo rulmaya ve anlamaya çalışıyorlardır. Derken Batının rüzgarı Türkiye&#8217; yi de çarptı. Klasiklerden pop ve jazz denilen country a ırlıkta müzikler yapıldı.</p>
<p>Derken Batının rüzgarı Türkiye&#8217; yi de çarptı. Klasiklerden pop ve jazz denilen country a ırlıkta müzikler yapıldı. Fecri Ebcio lu, Alpay, Erol Evgin &#8230; ve bunların yanında pop gurupları &#8230;. Ama Anadolu halkına ilk zamanlar bu tür müzikler uzaktı. Büyükşehirlerde hatırlı semtlerde dinlenirdi. </p>
<p>Rock müzi idünyayı sarsarken Türkiye&#8217; de de etkisi görülmüştür. Ama pop ve jazz müzikte oldu u gibi bu müzikte Anadolu halkına uzaktı. Batı hayranlı ı içinde yaşayan kişilerce bu müzik yayılmaya çalışılmıştır. Bazı sanatçılarımız ise Anadolu Rock müzi i altında bu müzi i azda olsa sevdirmişlerdir. Hatta Anadolu halkıda çok sevmiştir. Özellikle Barış Manço, Erkin Koray, Mo ollar&#8230; Ama büyükşehirlere göçen halkımızın duygularını da tam olarak ifade etmekten uzak kalmışlardır.<br />
Gecekondudan yaşayan halkın ezilmişli i, aşkları, feaodal yapının kurbanlarını ifade eden bir protest müzik do muştur. Arabesk müzik. Kısa zamanda gerek Anadoluda gerekse Büyükşehirlerde yaşayan düşük gelirli aileler tarafından sevilmiştir. Hayatın haksızlı ına bazen kaderci bir tutum bazende çözüm getirecek konular ile yapılan şarkılar halkımızın duygularının rehberi olmuştur. Herşeyden önce Türkiye&#8217; de do muş ve Türkiye&#8217; nin aynası olmuştur. Yaşanan duygulardan beslenmiş taki günümüze kadar gelmiştir. Artık yaşam tarzı olmakla beraber müzik tarzı olarakta bazı otoritelerce ne kadar istenilmesede kendini kabul ettirmiştir.</p>
<p>Bireylere indirgedi imiz de kimi aşkını bulmuş kimisi ekonomik yetersizli i verdi i çile dolu hayatlarını bulmuşlardır. Halk müzi i ile Sanat müzi i arasında çok sesli protest tarzda bir Türk Müzi idir. Amerika&#8217; da do an Rock müzi i nasıl onlara göre protest müzik ise Arabesk müzik ise Türkiye&#8217; de gelişen çok sesli protest bir olmuştur. Eserlerdeki konular ço u zaman de işik olsada çıkış kayna ı olarak bir benzerlik kurabiliriz.</p>
<p>Altmışlı yılların sonunda Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel ile başlayan arabesk müzik Ferdi Tayfur, Muslüm Gürses İbrahim Tatlıses ile tüm yurtta en çok dinlenen müzik olmuştur. Yetmiş yıllar Arabeskin yayılma yılları olarak de erlendirirsek, 80&#8242; li yılların başlarında ise Arabesk Müzi in en dorukta oldu u zamanlardır. Bir çok pop, rock ve sanat müzigi sanatçıları piyasa koşullarına uymak için ya tam arabesk kaset yapmışlar yada üç beş arabesk şarkı albümlerine ilave etmişlerdir. 80&#8242; li yılların sonu ve 90&#8242; lı yılların başlarında Arabesk müzi e ilgi azalırken pop müzigi patlama yapmıştır. Yine de arabesk Müzigi kadar dinleyeci kitlesine ulaşamamıştır. </p>
<p>Daha önce de indi imiz gibi 90&#8242; lı yılların sonlarında özel tv ve radyoların iyice ço alması ile yasaklı arabesk müzik kendini geliştirebilen ve sesini daha çok alana ulaştırabilen müzik olmuştur. Bu arada eskisi gibi protest etkisi azalmıştır. Artık kendi arasında türdeşleri çıkmıştır. Soft arabesk ( taverna ve pop karışımı ). Şarkılardaki konular toplumsal mesajlardan ve bireyin başkaldırışlarından farklı konular almaya başlamıştır. Tabiri caiz ise Damar şarkılar azalmıştır. Evrimleşen ve gelişen arabesk müzik bu günümüze gelmiştir. Kasetleri en çok satan, konserleri en çok kalabalık olan ve halka en yakın olan müzik olarak Türkiye&#8217; nin Müzik Literatüerinde yarini sa lamlaştırmıştır. Öcü edebiyatı yapanlar, sık sık eleştirenler artık arabesk Müzi i kabullenmişlerdir. </p>
<p>ARABESK PASAPORT<br />
Adı: Arabesk<br />
Soyadı: Türk Müzigi<br />
Lakapları: Gecekondu ve Varoş müzi i, Dolmuş müzi i, Acılı müzik, İsyankar Müzik, Bunalım Müzik, Damar<br />
Do um Tarihi: 1960&#8242; lı yılların başı<br />
Anne Adı: Türkiye<br />
Baba Adı: Türk Halkı<br />
Tabiyeti: Türkiye<br />
Kurucuları: Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel </p>
<p>BABALAR : Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Muslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hüseyin Altın, Cengiz Kurtoglu,&#8230;.</p>
<p>UNUTULMAYANLAR : Nuri Sesigüzel, Esengül, Biricik, Gökhan Güney, Selami Şahin, Hakkı Bulut, Çoşkun Sabah, Arif Susam, Kahtalı, Cavit Karabey&#8230; </p>
<p>KRALİÇELER : Bergen, Kibariye, Tüdanya, Ebru Gündeş, Mine Koşan, Neşe ve Gülden Karaböcek, Güllü, Ebru Yaşar, Bülent Ersoy, Ceylan&#8230; </p>
<p>GELECEĞİN BABALAR : İbrahim Erkal, Mahsun Kırmızıgül, Hakan Taşıyan, Alişan, Emrah,Güçlü &#8211; Derviş Soydemir,Ömer Danış, Ümit Yaşar, Azer Bülbül, &#8230;</p>
<p>ARABESK TERMİNOLOJİSİ<br />
Baba : En çok sevilen, Delikanlı ve agırbaşlı, yardımsever, reklamı sevmeyen arabesk sanatçısı<br />
Damar : En acılı sözlerin ve müzi in bulundugu arabesk şarkı. Dinledikçe kişiyi kendinden geçiren şarkılar.<br />
Kader ve çile : Önüne geçilmesinin çok zor oldugu, kabullenmenin ise olmadıgı mücadele kayna ı<br />
Fantezi : Soft arabesk. Gerek konuları gerekse meledoleri daha yumuşak arabesk şarkılar.<br />
Zalimler : Kader, Aga, Parasızlık, Zengin kız babası, kızını vermeyen baba, Töre, Aldatanlar, mahpusluk<br />
Mapushane : Çilenin olgunlaştı ı, saçları agartılan yer, kader oyunu<br />
Akşamlar : Hasretlik,<br />
Geceler : Hasretlik, İsyan, Yalnızlık, Kirlenme<br />
Sabah : Hiç Olmaz<br />
Ölüm : Sevgili u runa, İsyanın sonu, çözümsüzlük<br />
Aşk : En yogun yaşanan duygular, Kavuşamama, hasretlik, Acı kaynagı<br />
İsyan : Haksızlıga, Aldatılmışlıga, Zalimlere<br />
Jilet : Olmaması gerekir.<br />
Efkar : Onsuz akşamlar olmaz </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ne-nerede.com/arabesk-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->
