Roma’yı yakan Neron bizi de yakar
Mevlana Çakıral mevlana@haberx.com – 12.05.2010 14:53
Şehri yakan kendini unutturmak için yangına sözde su taşır, şehrin yanmasını dört gözle bekleyen acaba yeni şehre vali olur muyum diye yangına odun taşır.
Neron’un Roma’yı yaktığı iddia edilir. Yüzyıllardır da Neron’dan habersiz Roma ve Neron edebiyatı yapılır.
Sanki şehir yangınları geçmişte hiç olmazmış gibi. Bir bakın İstanbul kaç kere küllerimden tekrar inşa edildi.
Tehlikeli olan ateşin bir kere çıkması değil. Tehlikeli olan yanan şehri yağmaya çevirenlerdir. Hem yakanların hem yananların yağmayı ranta çevirmesidir.
Şehri yakan kendini unutturmak için yangına sözde su taşır, şehrin yanmasını dört gözle bekleyen acaba yeni şehre vali olur muyum diye yangına odun taşır.
Kısacası herkes kendi ikbalinin peşine düştüğü için de şehir yangınları hiç ama hiç sönmez.
Deniz Baykal yangını, yangın olmaktan çıktı adeta şehir yağmacılığına döndü. Buna Baykal’ın kendisi de dahi olmaktadır.
Asıl korkulması gerekenler de aslında daha net ortaya çıkıyor. Kim bunlar?
Koltuk sevdalıları…
Köşeleriyle yön vereceğine inanan sözde kalem erbapları…
Siyasi dizaynın başrol oyuncuları…
Kendi çıkarlarını Tanrılaştıran çıkarperestler…
Tüm bu aktörler kimin üzerine oynamaktadır?
Tabi ki demokrasinin oyuncağı (!) seçim sandıkları ve sandığa üşüşen vatandaşa oynuyor herkes.
Kıvrak zekâlar (!) mevtayı kaldırmadan sağa sola yaylım ateşine başladı.
Ama ülkemizde bu tür oyunlar hep yapılmıyor mu?
Bir yerde bombanın, mayının patlaması, askeri müdahale için ortamın olgunlaşması, kıyma makinelerinden gençlerin geçirilmesi iddiası hep farklı sonuç almanın çabaları değil mi?
Danıştay saldırısı ardından nasıl da herkes adres göstermişti alelacele.
Yangından mal kaçırır gibi parmaklar nasıl da bir noktayı işaret etmişti.
Yapılan açıklamaların sahipleri hiç mi dönüp bakmazlar. Ama dedik ya maksat sinekten yağ çıkarmaksa ne gerek var dönüp bakmaya.
Uçkur derdi yine milleti gerecek. Yine fatura bu ülkenin geleceğine kesilecek.
Herkes filin bir ucundan tutmuş halde. Biri kulak diyor, biri bacak…
Olan file olacak. Fil ellene ellene aç bırakılacak. Sırtına da fil kadar yük yüklenecek.
Şimdiden geçmiş olsun. |